Çivi İzi Çiviyi Söker ya da Bir Distopik Hiciv: Brazil

Terry Gilliam’ın yönettiği  Brazil (1985 yapımı) tüm zamanların en iyi bilimkurgu/fantezi filmleri arasında gösterilen bir film. Bilimkurgu deyince müspet bilimlerin kurgusunu arayanları hayal kırıklığına uğratabilir belki. Ama bilim ve sosyal bilim arasındaki ayrım, iş kurgu olduğunda daha da bulanıklaşıyor. Bilimkurgu, toplum ve bilim arasındaki karmaşık ilişkiler nedeniyle aynı zamanda sosyal bilim kurgudur ya da teknoloji, sadece şu andan “ileri” teknoloji olmadığı için, toplumsal bağlamlar değiştiğinde teknoloji nasıl bir güzergâhta ilerlerdi’nin üzerine giden her kurgu bilimkurgudur. Belki de bu yüzden film, distopik hiciv olarak da sınıflandırılmış. Film, ayrıca, tarihle kurduğu aidiyetsiz, melez ilişki ve metinlerarası göndermeleri nedeniyle postmodern bir film olarak da incelenmiş (ki film, 20. yy.’da herhangi bir yerde ve saat 8.49’da geçer).

Ancak Brazil’in bu kadar etkileyici olmasının bir nedeni, yazıyla kurduğu ilişkinin kendisi: Yazının tabelalarda, panolarda, afişlerde ya da duvar yazılarında, fonda orada burada akıp giden hareketli imajların arkasında yazılı olarak orada duran sloganların hakikat olmama halini yine yazıyla hicveden bir öğe olarak kullanımı açısından dikkat çekici bir film.

Filmde olaylar, bir sineğin, totalitaryan bir toplumun enformasyon bakanlığının yazıcısına düşmesi ve o anda suç kaydında yazılmakta olan Tuttle Archibal’ın önadını, Tuttle’dan Buttle’a (Bettle’ın B’si? belki) dönüştürmesiyle başlıyor. Bu isim karmaşasıyla, yanlış kişi tutuklanır ve öldürülür. Durum, sisteme en az hasarla ört bas edilmeye çalışılırken, araya bir aşk hikâyesi de girer.

Tuttle, asıl aranan kişi, Merkezi Hizmetler’in (ki merkezi yönetim, filmde, her bir yeri bir göbek kordonu gibi birbirine bağlayan ve gözetimin ve bilgi akışının da içinden gerçekleştiği (hayır kablolar değil) devasa borularla temsil edilir) kontrol ettiği tamir işine, bilgi toplumunun bir Ninja-gerillası, nevi şahsına münhasır yasa-dışı “serbest çalışan yıkıcı” bir ısıtma muhendisidir. Bu arada olaya yanlışlıkla tutuklanan Buttle’ın komşusu girer ve bu kadın, filmin asıl anti-kahramanı Bilgi Erişim Birimi memurunun (ama aynı zamanda rüyalarında sistemin metaforu olan tekno-Samuray’la döğüşüp duran bir garip yeni Don Kişot’tur) rüyalarındaki kadının ta kendisidir. Ve böylece, sisteme başkaldırı, bir aşk hikâyesi ve kaçışla birleşir (ki G. Orwell’ın 1984’uyle epey benzerlikler gösteriyor. Bildiğim kadarıyla çekim aşamasında film geçici olarak 1984½ olarak da adlandırılmış).

Filmdeki teknoloji bir yandan “ileri”. Ama bir yandan aşırı hantal ve hatta grotesk. Bilgi, kaba saba ama saydam ekranlı bilgisayarlarla gönderilir ama cevap, her yeri saran borulardan tüpler içinde kâğıtlara yazılı olarak gelir örneğin. Benzer bir bilgi toplumu teknolojisi Futurama’nın bir bölümünde de vardı.

“20. yy.’da herhangi bir zamanda” olmakta olan bu totaliter toplum, bir yandan modernite projesini eleştiren düşünürlerin (Weber’den Frankfurt Okulu’na oradan Foucault’ya) eleştirilerinin cisimleşmesi olarak da okunabilir: Bilgi ve rasyonelleşme bizi özgürleştireceği yerde (ki filmin en büyük ironilerinden biri Bilgi Bakanlığı’nın önünde kocaman harflerle anıtsal “Hakikat sizi özgür kılar” (“the turth shall make you free” yazısıdır) çok daha total bir tahakküme, araçsal aklın ya da öznel aklın nesnel akıl üzerindeki tahakkümüne götürecektir. Ama filmi bu izlek üzerinden değil de, çok daha özgün bulduğum film, kurgu ve akan imajlarla, yazı arasında kurulan ilişki üzerinden tartışmaya çalışacağım.

Zaten iki şeyden bahsettik: Böcek (gerçek), yazıcıya düşer ve bilgisayardan gelen yazıyı (kurgu/kod) dönüştürür. Ve bu travmatik karşılaşmadan doğan olaylar, hakikati temsil ettiğini iddia eden sisteme bir başkaldırı öyküsüne dönüşür. Ancak yazılı olanın, kayıtların, gerçeğin ta kendisi olarak görüldüğü bu bürokratik toplumda (ki bürokrasinin varoluş ilkesi de budur), gerçeğin gerçekliğe (aynı zamanda paralel akan olay örgüsünde rüya/aşk’ın sisteme) nüfuzuyla olaylar sarpa sarar. Bu arada sistemin egemen anlatısını gösteren yazıya paralel akan başka bir yazı daha vardır.

 

İkinci olarak, yazı, olayların arka planında durarak, kurumların ideolojisinin sloganı olan bir unsurdan, gerçek ile ideoloji arasındaki uçurumu gösteren bir tersine çevirmeyle ironi unsuruna dönüşür. Örneğin, korkuyla beslenen bu bilgi toplumunun gerçek hayatının sokaklarında bir yandan orda burada bombalar patlar ve renkli afiş ve ilanlar bas bas bağırır (“üst düzey güvenlik”, “korkusuz lüks” ve “şüphe olmaksızın eğlence”- ki Enformasyon Bakanlığı’nın duvarlarında yazılı vecizlerden biri de “şüphe güveni doğurur ”dur- vaat eden tatil merkezleri reklamları örneğin). Ama öte yandan siyah bir boyayla duvara el yazısıyla çiziktirilen eğreti “gerçeklik” sözcüğü Buttle’ın oturduğu semtin duvarında göze çarpar. Filmin artık gerçeğin, gerçekliğin ve hezeyanların iç içe geçtiği son sahneden önceki sahnelerde ise, Bilgi Bakanlığı bombalanırken, arkada “Utopia Airways” afişi dikkat çeker.

Sistemin merkezine girmek içinse anahtar şifre “makinanın hayaleti” metaforuyla pudra dökülmüş lavabo tezgahına yazılır: “EREIAMJ.H” (“here I am”- burdayım/ J. H.- Sam Lowry’nin ölen babasının ismidir bu).

Bu film, lirik bir film değil belki. Ama aynı kurgu içinde metinlerin ve dilin değişik katmanlarının yüzeyde iç içe geçmesi, yazının (ve görsel göstergelerin) diğer yazılara ve göstergelere karşı bozucu/geçersizleştirici ve bazen de pekiştirici ironik bir unsur olarak kullanılması açısından kesinlikle şiirsel. Kadının ve aşkın, sembolik düzeni sarsıcı bir unsur olarak kullanılması ise- ki bu kısa yazıda bu konuya girmeyeceğim- bir ilk değil. Ve , Zindan Adası, Inception gibi filmler düşünüldüğünde son da olmadığı açık.

Written by: Gökçen Ertuğrul

Reklamlar
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: