Palas Pandıras -II

İLK KEZ DÜŞTÜLER, bende bilmiyorum, ne kadar ZIPLARLAR !?

gelen; durup seyir ALIMINDA, seyre tap-takılım iklimi ki; harbi sayımız artışta; soranlar ki; boncuklar iyi şov yapı | tıy mış; enteresan mış, daha önce hiç görülmemiş miş; dın dın zıplantıda, şarkı mı söyleniyor muş; boncuk gurubunun ADI NEYMİŞ; mavi ve sarı soloya başlamış, DUR ÖNCE DİNLEYELİM MİŞ muş- muş, miş-miş, mış ta mış mış KORKARIM bu kalabalık, TV. TAKIMINA ger-çek / gel-çek DAVETİ; davetler KAÇMAYA YELTENİŞ İÇİNDE BİR AN KIZA BAKTIM: “ bana ne kadar ÖZ-KALP BA-KI-YOR ! kaçma tavrımı hisler mi ki; sanki boncuklarını saçmamdan MUS-MUTLUMSU !

kaçmaya KOPAMADIM, ona YAK-laşıp, gözlerim saçıltıda, aklım so-ru-lar- da:

– Vetimisin beni buraya getiren, ama YOK.
– İyi ki ÇARPTIN, her evet, her neyse aradığın !
– Ama çok TUHAF; boncuklar havayı POLENLEMEYE Mİ BAŞLADI; YA SENCE
– Şaşırabilirsin; ONLAR Kİ; çiçek tozu taşıyan “PLANÖR”DÜR, birazdan, PETUNYALARI birbirlerine PLASELEYECEKLER; ŞAŞIR İŞTE !
– Pastel renkleri ÇOK MU ARADIN !?
– Vetimisini aradığın KADAR!
– Ama ben ne kadar ARAYACAĞIM, hakkında bir şeyi BIRAK; hiç bilmiyorum !?
– C…
– Sen yardım eder misin, biliyorsun boncuk zıplama solosu bitince, TOP TOP TOPLAMANI YARDIMLIYCAM !?
– “PELİN”İ BULMALISIN; pelin eczanesinde yoksa, hiçbir yerde YOKTUR !?
– O NERDE PEKİ?
– Pembe boncuğu İZLEYECEKSİN, bak; bak gi-di-yo; git hadi – çabuk P-NAJ !

– Dın- dınesk SOLOLARDAN KOPMAYI hiç istemeden, pembe dın’a KAPILDIM Kİ, oradan uzaklaşma çabama, O GÖZ- KALPLERE, bir daha BAKIŞ TELAŞI, KALBİMİ GER-GER- ÇEK- ME-LER- DE; O İSE, ne olduğunu bilmediğim “P”- NAJ eko-ekolamaca SESLEMEDE:

“git P-NAJ, git P-NAJJJ”

VE kimseyi İNANDIRAMAM Kİ; pir poncuk peşinde, pir-yerlere pitmelerde poluşumu ve poncuk PİR postaneye pirdi; pirdim ! pağa değil pola döndü, telefon rehberLerli bir RAF; PAF DEĞİL; ÖNÜNDE DURDU ger- ger, geri – geri ger- geri- çek- çe havayı ADIMLAMACA: P HARFLİ REHBERE palon- poncukça ARP DEĞİL; PARPTI-ÇARPTI; YOK OLDU !
– P REHBER Mİ; HAH, PELİN ECZANE ADRESİ burada OLMALI; ARA ARA ARAMALARDAYIM !..

Birkaç NİLÜFER adına rastladım! ORKİDE YOK, FREZYA DA YOK, KRİZANTEM DE, LALE’ DE AMA; tek PELİN adlı adresi notlayıp, çıktım PTT’den ! dik açı belirleyiş için, güneye KIRILDIM, yürüyorum, umarım bulurum PELİN’İ ve VETİMİSİNİ ! bu hızlı yürüyüş RİTMİM, beni yirmi dört dakikada PELİNLER Kİ; çok yaklaşmış olmalıyım, şu görünen köşeyi DÖNERSEM: döndüm evet döndüm ama:

“ VİRANESK GÖRSELLİKTE BİR KAPALI MEKAN !”

tup-tutkalesk duruşta, yanlış adrese geldimli notumu testledim, HA-YIR yanlış değil, adres burası AMA; mekan önünde bir PALYAÇO: eminim yanlış gelmiştir ve emin değilim, yanlış NUMARALAR YAPAR MI / YAPMAZ MI; bence yapmaz; şu an o da numara mesaisinde “ya” ama SORUMU HAZIRLAMAMA, bir engel yok ! Sorum şöyle oldu:

– Bu viranenin önceki adı PELİN MİY Dİ, peki nereye TAŞINDI, Vetimisin Pelin’de yoksa, hiçbir yerde YOKMUŞ sordum PALYAÇOYA; durdu- dup durdu palyaço ve beni : tepeden tırnağa göz- göz silledi, SONRA:

– PERMAMA DO-KUN, DOKUN PER-MA-MA

ne ki benden istediği, “perma” saçla ilgili bir şeydi sanki, ya da marka, belki cadde adı; sordum:

– Anlamını bilmiyorum PERMANIN?
Turunç eldiven soluyla sol elimi tuttu ve saçlarına KALDIRDI:

– Aç aaç, avuç aç ve tut; tutt !

Açtım avucumu ve SAÇLARINA KAPANIŞ

– Bo-zul-maz SAÇ PERMA; bozul- maz- maz.

(İÇİMDEN; permayı bildiğine göre !)

– Tamam bozulmadı SAÇIN, ben Pelin’i sordum, bozulmamış SAÇIN AMA, bu adresteki eczane BO-ZUL-MUŞ- MU NE DERSİN !?

– PONCUKLAR- PASTEL- PİLEK; Pilek- pastel poncuk; ÇARPTIN MI, PARP-TIN MI?

– Evet çarptım ama aradığım Vetimisini Pelin’de bulacağımı “da” o söy-le-di.

NEP NEŞELENİŞTE REP-RENK SES!

– Poncuk-pastel- pelin; pon-pas-pel; pooon-paaaas- peeeell !

– Hey nece konuşuyorsun?

-P-naj sın SEN; P- naj P-najjj ki !

– Neyim ben NE NAJ?

-JJJ P-NAJ – P-NAJ !

Evet: şu aradığım VETİMİSİNİ evet İLK KEZ DUYDUM; boncuk bilekli KIZA İLK KEZ ÇARPTIM; kızın git p- naj sözü beni bu palyaçoya “İLK KEZ” ev- evet İLK KEZLERDEN SÖZ EDİYORUM.

VE VE VE P-NAJ olmayı, hadi gel, BUNU PALYAÇO İLE TARTIŞ !?

– Ne demek ki P-naj !?

– Bende P-najım; P-najda KALPLER KALP-LER-DE P-NAJ !

Palyaço, P-najı KALPÇE VE NEŞECE yankılarken, giysilerinin dehşet partallığını PARKLADIM DEĞİL FARLADIM; O opussun topumu, popu mu, yoksa pon ponu mu !?

– Biliyor musun şu burun popun çok PARTAL
– Yeleğim de pas- partal; partal- pas!

Hay ki hay, pat ki pat, nerden nerelere geldim: Vetimisin ara; boncuk tayf dın – dın şovuna neden ol; o boncuğu takiple, tek Pelin adresini bul ama: VİP-VİRAN MEKANDA, P-naj ekosu ekolayan, partal burun toplu palyaçoya: HARBİDEN TOS! VE henüz bitmemiş ŞEY-LERİ NASIL ANLATIRIM / ANLATIR MIYIM Kİ ve herhalde son tümcemde ŞU OLUR:

Bulamadım Vetimisin, bulmacasında ama kay-bol-dum; sana ev sahibi, VERSEM VETİMİSİN YERİNE; boncuk tayflı zıp-zıplama;
Eczane PELİN yerine VİRANESK MEKAN;
Perma versem ama PALYAÇOLU; bir de “anlamsal saklanışta P-NAJ söz buketi” VERSEM! elbette ki; saçmalıyorsun KİRACI ARKADAŞLI BA-KIŞLAYACAK/ BA-YAZLAR / BA-HARLAR/ TASLAR…
Bir şey seçsin işte ! VE VE SON BİR MANTIK RACON-RANO ile palyaçoya DÖNDÜM.

AMA BAKIŞTA / BATIŞ KALBİM; gözlerinde köz- köz közlerinde ki: travmatik / PRAVMATİK OLSUN, de- de da- da DE- KADANSTA FAP-FARLADIM / PAP- PARLADIM; kalp dengem YALPA- PA- PADA- PAM ! bir şeylere tutunamazsam, anı da tutamam: DAP- DARMA- DAĞILI…

Biraz ZAMAN geçmiş, kopmayı SAĞ-SAĞLAMIŞ, DAĞILMIŞIM ve palyaço parçalarımı kendince TOPLAMADA, önce beton yapıya dayanmamı KOTARDI ve yaslan p-najlı beni SIRTLAMAYA ÇALIŞIYOR: anladım ve gözlerine bakınca ÖP- ÖYLE KALP- GÜÇ- KAYBINA ÇA-KIL-DIM-Kİ; bir fado vardı: “ gözleri de-kadansa benzerdi hele seni KALBİNE ALDIMI felaketim ol- ol urdu ağlardım!

Kim söyledi- hala söylüyor mu U-NUT-TUM ! oluş ama bitmeyiş, sürükleniş anlarım için, bu FADO ile mırıltıdayım ! VE Kİ palyaço beni nerelere taşımada? ihtimal en yakın hastane, güçsüzlüğüm devamesk ki, sormak çok çok ZORR, ama taşıyıcımdan, nop- normal sesle KONUŞMA ATAKLARI!…

– Duyuyorum P- NAJ; fadonu bende sık sık söylerim: “ üp- üşürdüm, içim de ürperir; kirpiklerini eğer bakardın felaketim olurdu aağ-ağ ağarırdım!

– Mırıltımı mı- duydun?
– Evet ki evet, ta-kalp-kanyon MIRILTINI.
– Normal konuşmaya başladın !
– Normal- manik değilimde ONDAN!

– Bana neden P-naj diyorsun?
– Bak bende P-najım, o pastel boncukluda, aradığın PELİN ECZANESİ DE; PELİN ne sence?
– Bilmiyorum!
– PELİN Kİ, KOKUSU GÜZ GÜZELLİĞİNDEDİR ama tadı P-naj TADI; SARI KEDERİNDE SA-RAR-MAK SAN- SANKİ ! Ve ben P-NAJ- P ORADA: KALP-PALETİMLE SAL- SAL- SALINIRIM !
– Dinliyorum!
– Geldik palamut durağına; yavaşça iniyorsun ve oturdun, çekinme hiç: gazel kilimeskli palamut KO-NU-ĞU-SUN! Biraz kalacağız, sırtını daya ŞURAYA!

Harbiden OTURDUM ve biraz daha kendimdeyim AMA: bu üstündekiler, heeeyyy ne oldu- nasılca oldu da, zamanlardır PARTAL-PAS PALYAÇOLANDIM? Beni palyaço taşıdı mı; ben mi ONU TAŞIDIM / TAŞIRDIM. Belleği ve her şeyi KAŞIMALI ama NASIL

– İkiz kardeş gibiyiz !
– Evet “p”- najlar RUHÇA HEP İKİZDİRLER!

**

– Palavrayı parkalandın işte !
– Penaltı desem P-NAJ?
– Paket derim!
– Patlıcan!
– Peçete!
– Pavurya!
– Paydos; paydost değil!
– Pedagog; Van Gogh değil ki hiç!
– Paytak da; tahin satmak değil!
– Paso; pas ol mu?
– Patik pus-pus somurtsun mu?
– Pastırma; puf-puf puflar mı?
– Patates değil pa-ta-tes!
– Peki paspas, tıs-tıs tıslar mı?
– Patenta!
– Paskal mısın sen?
– Pas mı kalsın bende?
– Ama sen gülmeyi hep pejmürlersin!
– Sen de ağlamayı POTALA!

– PELİN’İ KORUYAN PARA-“SIZ”-TONERİM!

-Bilmiyorsun yıldız- yüksekliğinden düşen FIRÇANA; PARA-SIZ- ŞUT TAK TIM!

– Dehşetesk İNANAMAM Kİ; VARLIĞINI dün gece “PIRILTI”LADIN!

– Polka’ya ne dersin HADİ!?
– Poyraz kuzeyden eserse BAŞLARIM!

– SEN – PRENS – MASAL- SİSMİK- SİS AN MISIN; ANLAR MISIN; ANLARIM MISIN!?

– Sen de kalp- gülümseyişte PARKASIN; seç; çabuk ren- gi-ni!

– Şu görülen ağacın, görmediğin YÜZÜ PÜNEZ DOLU!?
– İnandım ki, sende İNAN; O PÜNEZ KAPAĞINI AÇ, evet aç ve veronej yeşilli vernel kapaklarına; PUNÇ TAŞI!

– Peki ağacın solundaki, su birikintisi sence SERAP mı; PARES Mİ!?
– Bence pares ama bu pazar, SERAP’IN doğum günü için; ONA FALLARDAN “PERKA”YI, sessizce OKU!

– Pasaportunu bir perşembe YİTİRDİN!
– Pastorize süte küs değilim!

– Papazların PARAF ATMA hünerleri de VAR MIY MIŞ!?
– Bence parantez de açıyorlar, kapı- pencere- pervazlarına da dokunuyorlar ve PARAFİN DE SATIYORLAR!

– P- NAJLARIN PAÇA günleri var mı?
– Şimdi pan yaptın!

– Peki paltoların, palaskaya kızdıklarını duymuş muydun?
– Tamam kız- sın- lar ama sonra, evet EVET sonra “ İLK KEZ GÖZLERİNİN KAPATILIP; BEN KİMİM SORUSUNA: P-NAJ- KALP- PARANTEZİ aç-sın-lar;
aça-bilir misin; aça- bilir miyim; “ VE; VE VE : P-NAJI ANLATTIM SANDIM HÜZÜN MÜ OLDUM”

HADİ GÜLÜMSE!…

Ocak 2005

Written by Parta (Hasan Suda)



  1. No trackbacks yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: