Nihilizmi Alt Etmek

Yeryüzünü düşündü, sonra da kaldığı evi ve odasını..
Tozlu göründü her şey gözüne. Yeryüzünde bir evin odasında, güvenli ve rahattı.
Utanç duyması mı gerekiyordu bu durumdan, bilemedi.
Sonsuzu düşündü, sonra anlamı.
Tedirgin ve biraz kaygılıydı.
Orman yolunda yaptığı yürüyüşler geldi, aklına.
Acaba herkes gibi miydi? Bir fark aradı. Fark üzerine düşünmeye başladı.
‘Yazgını sev’ diye fısıldadı.
Nihilizmi alt etmeyi öğrenecekti sabırla. Ondan önce kim bilir kaç insan bu hiçlikle boğuşmuştu?
Sonra da kaç insan boğuşacaktı. . Tanrının olmadığı bu dünyada bir başımız kalakalmıştık işte. Hiçlik istenciden, istenç hiçliğine hepsi alt edilmek zorundaydı. Tüm yakınmalar ve ilençler. .

Heidegger’in Nietzsche üzerine yazdıklarından aklında kalanlar:
Bengi dönüş ancak üst insan ile bir arada görünür kılabilecekti kendini.
Aynının sonsuzca geri dönmesi, ancak kendini alt etmesini öğrenmiş insan ile bir arada var olabilir.
Bu da bir üçüncü şeyi, güç istencini gerektiriyor.’
Demek oluyor ki, hiçlik istenci ve istenç hiçliğine karşılık güç istenciyle zamansızlığa serseri çizgiler eklemleyebilirdik.
Yine döndün baktın kendine. Yine aynı evdesin, yine bir yeryüzünde.
Ama artık ne tanrı, ne tanrılar, ne de nihilizm var.
Ben’in öldüğü, insanın da öldüğü, doğaya karışmış, saf bireyleşme süreçleri inşa etmek.. Özne –nesne ayrımı yerine öznesiz bireyleşme-kaos ilişkisi.. Başka şeylerle ayırt edilemezlik bölgeleri oluşturup, yayılmak zamanda ve mekanda..
Müzikal zamanlarda kendin olmayan göçebeliği yaşamak.
Oluşun kaçış şebekelerinde, kendine bir yer altı yuvası kurmak.
Bir öteki gece çınlıyor, kimse bu sesi duymaktan alıkoymaz artık kendini:

“… Gündüz yaşamak ve gündüz için çalışmak gereklidir. Evet, bu gereklidir. Ama gündüz için çalışmak, sonunda , geceyi bulmaktır, bu da geceyi gündüzün bir yapıtı olarak ortaya çıkarmak, onu bir çalışmaya, bir eğleşmeye dönüştürmektir, yer altı yuvasını kurmaktır ve yer altı yuvasını kurmak geceyi öteki geceye açmaktır.” 1

İnsan olarak fırlatıldın ama artık insan olmak zorunda değilsin.. Çokluğun cangılında belirsizce uluyabilirsin.
O sessizce fısıldıyor arkadan yanaşıp, unutulmuş varlığı anımsatıyor, kendi unutulmuşluğunu bile unutmuş olan varlığı.
Zayıf insanı görüyorum, kendisiyle birlikte başkalarını da batırmak isteyen nihilist insanı, şöyle dediğini duyuyorum: ‘Ne önemi var tüm bunların, neye yarar faydasız..’İşte bu sözler dünyanın en çirkin insanından, hınç ahlakına sahip insanın ağzından çıkıyor. Kendine tahammül edemeyen, dışındaki şeylere verdiği tepkilerle kendini var eden kişinin. Buna rağmen kendinde kendini silmek ve tüm oluşlara açık bırakmak kendini.
Modern çağda, inceltilmiş denetim mekanizmalarıyla uyumlu bir nihilist beden de yaratıldı. Bu nihilist beden ekonomik olarak üretken, siyasal olarak itaat edebilecek uysal bir bedendir.
Bunun önüne geçebilmenin bir yolu da, arzularıyla hareket edebilen organsız bedenler yaratmaktır.
Sönük , zayıf ve uysal bedenlerin nihilist yakınmalarına karşılık, arzu dolu organsız bedenlerin şen kahkahalarını yaratmak.
Kendinde sonsuzca yayılan bir içkinlik uzamı yaratmak.

Bırakın da toprakta dans eden yılanlar, yaşayan şiiri ruhunuza üflesin.
Artaud da mezarında rahat uyusun ..

Written by Mehmet Oruç

Kaynakça:
Maurice Blanchot, Yazınsal Uzam, Aralık 1993, y.k.y, s. 161.

  1. No trackbacks yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: